Skip to content Skip to footer

Notlar

Mayalar - Aztekler

Maya sözcügü : üzerinde çalisan dilbilimciler ve felsefeciler bazi önemli açiklamalarda bulunurlar. Her varligin çesitli görünümleri arkasinda ayni özellikleri taşıyan o varlıgin “öz varligi” yer alir. Dogu felsefesinin önemli felsefi kaynaklarindan biri olarak taninan ve bati dünyasina yoga felsefesini sevdiren Swami Vikenanda’nin düsüncesinde Maya sözcügü, görünümler arkasindaki “öz varligi” örten örtüye verilen bir ad şeklinde açiklan. Maya sözcügünün Sanskrit dilindeki “matr” sözcügünün kökünden türedigini ileri sürer. Hatta “Yunan , latin” dilinde yer alan ”metre, material ve matrix” sözcüklerinin de bu kökten dogdugunu açiklar. Maya’nin sözcük anlaminin ise “ölçmek, biçmek, plan yapmak, insaat yapmak” seklinde oldugu belirtilir. Sözcügün bir diger anlami da “evrensel aldanis, bireysel özün ortasi (kolektif bilinç)” seklinde tanimlandigi görülüyor. : not 66-67

Tepe yiollo: Sözcük anlami “dagin yüregi” anlaminda tanimlandi. Yeryüzünü hayatin merkezi olarak düsünme inancini dile getirir. Bu dönemde yeryüzü tanriçalari çesitli maskeler takilarak canlandirilirdi. Bu maskeler kutsal malzeme olarak tanimlanird1.

Tepeyollotli: (“dagin yüregi ya da dagin kalbi”) olara. Betimlenir. Dag ve Magara Tanrisi olarak tapinildi. Sesini yükselttigi zaman depremlerin oldugu ifade edilir. Tehu-antepec kistagi halkinin taptigi bir tanriyd1. Aztek Tanrisi Tezcatlipoca’nin bir baska betimlenmesi olarak bilinirdi.

“kralligin yüregi“, “köyün yüreg” olarak betimlenen Zapoteklerin jaguar tanrisiyla es degerde düsünüldü.

Uinal’in üçüncü gün isaretinin hükümdari olarak bilinir. Betimlendigi hayvansal varlik ise yavru geyikti. Bu daga ise;”yeryüzünün yasami yenileme güglerinin bulundugu yer” seklinde bakildi. Tepeyolotl ile Tepeyollotli sözcüklerinin ayni oldugu ve ceviriler sirasinda deformasyona ugratildigi görülür. (Bak Tepeyollotli.)

UFO olayını andıran : Rüzgâr Günegi: Rüzgâr Günesi dönemi “4 Rüzgâr” seklinde tarimlanmisti. Aztek söylencelerinde ilk yaratilista adi geçen dördüncü dünya dönemi olarak anlatilir. Bu dönemde her seyin rüzgârla sökülüp, yok oldugu belirtiliyor. Günesin göklerde bir disk gibi yuvarlandigi ifade edilir.

Piltzintecutli: Aztek mitolojisinde takvim ve kehanetleri yaratan iki tanrinin soylu çocuklari olarak tanithyor. “liderlerin efendisi” seklinde betimlendi. Bazi kaynaklarda da “favori ogul” ya da “tek ogul” olarak da betimlenmis oldugu görülmektedir. Ayrica “dikilen çiçek” olarak betimlenen Xochiquetzal’ den de söz edilir. Azteklerde günes tanrisiyla es tutularak betimlenmistir. Esi olma ihtimali yüksektir. Günes tanisi ve ay tanriçasi olarak tapirildilar.

Son derece kibirli, ciddi ve hirsh bir tanriça oldugu belirtiliyor. Bunlarin genç misir tanrisirin ebeveynleri oldugu kayitlarda görülür.

Musa’nin Amon tapinaginda ögretilen Osiris ögretilerini (Naa-kal tabletleri) Musa degil, Isa’nin da ayni yerde egitim görerek kisisel düsúnceleriyle dinsel alanda yeni bir cografya yaratip, reformlar yapmis olabilecegi görülür. Bölgeye yayilan bu ögretilerden Mezopotamya bölgesindeki insanlar da etkilenir ve sonunda islam dinine yansiyan bazi paragrflar da dikkat çekici olarak ortaya çikar. Musa’nin ortaya koydugu yeni reformlar insan düsüncesi üzerinde deprem etkisi yaratirken daha sonralari ülkesinden ayrihp, Misir’a giden isa’nin Amon tapinağinda yaklagik iki yil Osiris ögretileriyle egitildigi sonra da Hindistan’a giderek Benares ve Lahor kentlerinde “Gautma Buddha” bilgilerini de ögrenerek orada bulundugu 12 yil iginde Mu kitasinin özel “Naa-kal” tabletlerindeki Osiris ögretilerini son derece iyi ögrenerek

“Üstad” derecesine yükseltildigi anlatilir. Isa’nın Amon tapinaginda Osiris ögretilerini ögrenerek desifre ettigi bir örnek ise çarmiha gerildigi gün söyledigi sözlerden anlasilmaktadir. Bu sözler “Eli, Eli, lama sabaktani?” (Matta 27:46).

İbranice yazılışı:
‎**אללהים אללהים, למה עזבת אותי לבדי**

Elohai Elohai lama azavtani

seklindeydi. Etrafindaki insanlar ibranice ve bölgedeki dillere benzemeyen bu sözlerin anlamini bilmeden “allahim allahim neden beni yalniz basima biraktın” seklinde kayitlarina geçirdiler. Sy : 272

Olaylar :

Munoz Camargo’dan kehanet açiklamalari: Azteklerin kehanetleri anlatmakla bitmez. Bir taraftan Sahagun bir taraftan da Munoz Camargo söz konusu kehanetlerle ilgili derinlemesine arastirma yapmislardir. Ispanyollar Aztek topraklarina gelmeden yaklasik on yil önce yerliler garip olaylara tanik oldular. Bu olaylari kötüye isaret olunan kehanetler olarak düsündüler.

Birinci olay; “Geceleyin, gökyüzünde ortaya çıkan, yanan bir sütündü. Etrafa o kadar parlak kivilcim ve ışiklar saçiyordu ki, sanki yeryüzüne ates yagiyor, etraf seher vakti gibi aydinlaniyordu.

Bir piramit seklinde sanki gokyüzüne tutturulmus gibiydi. Muazzam genişlikteki tabani yere bakiyor, gövdesi tepeye dogru daraliyor ve semaya dokunuyordu. Bu kehanet yerlilerin 12 ev dedikleri yilda yani ispanyol takvimine göre 1517 yilinda ortaya çikarak bir yil boyunca yanmaya devam etti.

Ikinci olay; Tlacateco bölümündeki kötü ruhlu Huitzilopochtli’nin tapinagi, his kimse onu atese vermemesine ragmen yandi. Ates o kadar büyük ve ani bir sekilde parladi ki, alev öbekleri kapilardan tasip gökyüzüne ulasir gibiydi. Bu olay meydana geldiginde çok büyük karmaça ve bagiris meydana geldi…”

Ucuincu olay; Bir tanrinin çatisi samandan yapil tapınagina yildirim düstü. Tapinak, tanri Xiuhtecuhth’ye adanmis Tzonmolco ydu. Yildirim, tapinaga simsek ya da gök gürültüsü olmadan, sok hafif bir yagmur yagarken düstü. Her sey yerle bir olurken bu olay kötüye kehanet olarak kabul edildi…

Dördüncü olay; Gündüz vakti günes tepedeyken gökyüzünden kuyruklu yildizlar geçti.
Batidan doguya büyük bir hiz ve siddetle üçlü bir gurup halinde geçip, parlak korlar saçarken arkalarinda o kadar büyük kuyruklar biraktilar ki ihtişamları gökyüzünü kapladi ve insanlar bagirip aglamaya bagladila?.”

Besinci olay; “Hiç rüzgâr yokken Meksika gölü kabardi kaynadi, kaynadi ve büyük bir yükseklige ulasana kadar köpürdü, derken sehrin yarisindaki evlerin üzerine devrildi.

Sular altinda kalan evler çöküp mahvoldular.”

Altinci olay; “Insanlar geceleri aglayan, is sekip hiçkirarak gözyaglarina bogulan bir kadinin sesini duydular. Kadin ‘Ah evlatlarim, mahvolduk!’ diye ağıyordu…”

Yedinci olay; “Meksika gölünde ,balkgilar, diger kayikgilar ve kus avalari, bastonu andiran koyu tüylü bir kus yakalayip görmesi için Motecuhzoma’ ya götürdüler. Motecuhzoma kara holdeydi, günes çoktan batisa geçmisti. Bu öylesine has ve muhtesem bir kustu ki, his kimse garipligini abartamaz ya da yeterince iyi anlatamazdi. Kafasinin üzerinde içinde semanın, boganin üç yildizinin ve ikizler yildizinin görülebildigi yuvarlak, seffaf ayna seklinde bir taç vardi. Motecuhzom bunu gördügünde içini korku ve sy : 264-265

Sekizinci olay: Azteklerin kehanetleri anlatmakla bitmez. Bir taraftan Sahagun bir taraftan da Munoz Camargo söz konusu kehanetlerle ilgili derinlemesine arastirma yapmislardir. Ispanyollar Aztek topraklarina gelmeden yaklasik on yil önce yerliler garip olaylara tanik oldular. Bu olaylari kötüye isaret olunan alametler olarak düsündüler.

…Geceleyin gökyüzünde ortaya çikan, yanan bir sütündu. Etrafa o kadar parlak kivilcim ve şimşekler saçiyordu ki, sanki yeryüzüne ates yagiyor, etraf seher vakti gibi aydinlaniyordu. Bir piramit gibi sanki gökyüzüne tutturulmus gibiydi Muazzam genişlikteki tabani yere bakiyor, gövdesi tepeye dogru daraliyor ve semaya dokunuyordu…” seklinde ilginç ifadeler yer almisti. Bu kehanet yerlilerin 12 ev dedikleri yilda yani ispanyol takvimine göre 1517 yilinda ortaya çikarak bir yil boyunca yanmaya devam etti. Not : 13

Kur’an’da Kāf sûresindeki kozmolojik âyetlerden (50/6-7) ve İbn Abbas’a dayandırılan, “Allah Teâlâ arzın peşinden onu kuşatan bir deniz, onun arkasından da bir dağ yaratmıştır ki ona Kaf denir.
Gökyüzü onun üzerine sarkmaktadır...” şeklindeki bir rivayetten (İbn Kesîr, IV, 236-237) hareketle bu sûreyi Kafdağı’yla ilişkilendirenler olmuşsa da müfessirlerin çoğu buna katılmamıştır (Elmalılı, VI, 4494-4495).

Magara: Aztek mitolojisinde “bati” anlaminda kullanilyor.

Yiyeceklerin ve nesillerin üreme ülkesi olarak inarildi.

“misir evi” olarak da düsünüldü. Gece gögü olan “Tamo-uanchan’la es anlamlidir. Magaralar, Mayalar ve Inkalarda oldugu gibi Azteklerde de ezoterik yerle5geklinde ele sy : 229

19 hakkında : Kün’ün basinda 3 Daire vardir. En disardaki halkada 19 Benek var! Us-yüce kat, 3 Daire-yüce kat tarafindan (görev, yetki ve kutsallk) dalga dalga yayilyor. Ondokuz kelimesi Ot Og Ez On kelimelerinin sıkışmasından oluşmuştu ot-Oguz-On, Toguz On, On Toguz, Ondokuz… On (halkinin) Ot-Og-Ez (kutsal Günes Tanrisi) iste Tanrí’ yi sembolize eden Günesin etrafindaki Kutsal halkalara konulan bu 19 Benek bu figürü digerlerinden kesin olarak ayirmaktadir. Işın enteresan yani, 10.000 yil öncesine ait bu 19 Sayisi, M.S. 600’lerde karsimiza Kur’an Kerim içinde 19 Mucizesi olarak çikıyor.

Abdül Şems Hz.Muhammedin sifatlarindan biri(mi)dir?. “Güneşin Kulu” anlaminda tanimlanmaktadir. “Günesin Kulu” betimlemesine bakildiginda Suriye, Yemen, Hicaz’in eski zamanlarda günes kültü dinine inanmis olduklari ortaya çikmaktadir. Mayalarin inancinda günes törenleri görkemli bir sekilde yapildigi gibi inkalar da kendilerine “günesin çocuklari” adini takmislardi. Abdüssems’in Hz.Muhammedin atalarina verilen bir lakap oldugu ve daha sonraki tarihlerde bu lakabi kendisinin de kullanmis oldugu belirtilmektedir. Bu Kitapta.

Lakin Hazreti Muhammed’in hiçbir şekilde böyle bir lakabı yoktur, Muhammed’ül Emin dışında.

Latife yapmak, teşbih için , övmek için söyleniyorsa maksadı aşmıyorsa problem yok.

Hatta kaynaklarda Kâbe nin günes kültü ayinleri için yaklagik 3 ya da 4 bin yil önce insa edilmis oldugu, Hz. Muhammedin de bu tapinagi Azteklerde bir tanni betimlemesi

Islam ezoterizminde kutsal bir yapi olarak göstermis olmaktadır. Not : 4

Markalardaki isim :

Adobe : Çamurdan yapilp güneste kurutulan kerpiç, tugla.Genellikle ev yapimi ya da tapinak yapiminda kullanilirdi. Ayni çalisma bugün dünyanin çogu ülkelerinde yaptırıp kullanilmaktadir. Avrupa birligi üyeleri olan bazi ülkelerin köy ve kasabalarinda çamurdan yapilmis tugla seklinde kerpiçler kullanlir. Bu ülkeler Romanya, Bulgaristan, Letonya, Polonya gibi ülkelerdir. Tugla yerine kullanilan kerpis, Türkiye’de de Dogu Anadolu bölgelerindeki köy ve kasaba halki tarafindan ev yapiminda kullanilmaktadir.

Auanime : Sözcük anlami “fahise olarak tanimlanmistir. Bu fahiseler Panquetzaliztli töreninde savasçilarla beraber gece boyunca tanrilara ayrilmis olan topraklarda dans terlerdi. Dansin Aztek tapinmasinda önemli bir yerini belirtilmektedir.

Birinci üst dünya: Birinci üst dünya devresi için arastirmacilar “Tohumun ekilmesi” seklinde bir betimleme getirdiler. i.Ö.3115-2721 tarihleri arasinda oldugu tahmin edilmektedir. Yapilan arastirmalarda tanri fikrinin ilk defa bu dönemde ortaya fiktigi anlatilir. Bu döneme denk gelen Asya bölgesindeki Sümerlerde “An” adı ve her seye hâkim bir tanri fikri ortaya çikar. Bu tanriya semavi tanri gözüyle bakilmistir. Sümerlerdeki semavi tanri ise görev bölümü yaparak hasat tanrisi, ev tanrisi ve kent tannilariyla paylasim içindeydi. Bu devre Mayalarda oldugu gibi Aztek tanrisal inancinda da gösterilmistir. ilginçtir ki insanlar sosyal yagamlarinin ayrintlarina yavas ama hizl girerken ayni paralelde tanrisal gücü de yüceltmeyi ihmal etmemistir.

Mısır kültü : Zaten Quetzal kültü bu okulun koruyucu kültüydü. (Quetzal kültündeki egitim modeli Misir’ da Amon kültünün tapinaklarda yapilan egitim sekline benziyor. Yani Misir’ da Amon, Azteklerde ise Quetzal egitimi yaygindi.) Okuldan mezun olanlara yargiçlik ve üst düzey noktalarda görevler verildigi için ayrica hukuk egitimi görülerdi. Bazi arastırmacilar Calmecac okulunu Telpochcalli’ yle karistinyorlar. Telpochcalli, “. Gençligin evi” seklinde betimlenmistir. Yani genelde askeri egitimin yapildigi okul niteligindeydi. Not : 14

Exorcism kökeni: Civatateo: Arastirmacilar ve tarihçiler her kültürde öne sürülen vampirlerden söz ederler. Bu tanriça Aztek mitolojisinde tapinilan bir tanriçadir. Ancak vampir yakistirmasindan uzak bazi düsünceler bu tanriça üzerinde yoğunlaştı. Not : 17

Erkek ve digi güç: Mitolojik öykülere göre dünya yaratilmadan önce erkek ve kadin yaratici gügler vardi. Bunlarin mitolojik adlari erkek için “iki efendi” anlaminda tanimlanan “Ometecuhth”, kadin yaratici güçler için “iki hanim” anlaminda tanimlanan

“Omecihuatl” ydi. Yasadiklari yer ise “iki Ehecatl’i belirten bir çizim linin ülkesi ” ya da “ikiligin ülkesi eklinde tanımlanan Omeyocan’di. Aztek dinsel mitolojisinde geçen bu iki yaratici güce yiyeceklerin yaratilmasinda katkilari olabilir düsüncesiyle “etimizin ve gidamizin efendisi” seklinde tanimlanan Tonacatecuhtli ve Tona-cacihuatl adlariyla da tapinilmisti. Not 23

Gelenekleri : Damadin evini gösteren kisinin elinde bir mesale olurdu. Daha sonra kaynanasi ona en güzel giysileri armagan eder ve özel bir kapta hazirladigi bir çesit aperatif yiyecek olan “damada” den 4 lokma geline, 4 lokma damada yedirirdi. Not 26

Misyonerlik : Fray Bernardino de Sahagun: Fransikan rahibi. 1529 yilinda Salamanca da ögrenimini tamamladi. Meksika’ ya geldigi zaman amaci bölgede yaçayanlari Hiristiyanlastirmakti. Önce Aztek’ce ögrenmeye başladı.

Ezoterik : Ezoterik: Içsel, ruhsal gerçekligin üst bilgisi seklinde tanimlanir. Yakin anlami “gizli bilgiler” anlaminda tanimlanan ve kökü yabanci dillere dayanarak dilimize geçmis bir sözcüktür. Osmanhi dilindeki karsilgi ise “Batinilik” olarak belirtilmistir. Islam dinindeki tasavvuf bilgileri ezoterik bilgiler olarak belirtilir. Çogu eski uygarliklarin temelini olusturan gizli bilgilerin anlamini kolaylastiracak bir sözcük olarak karsimiza çikar. Arastirmacilar bu sözcügü dinsel metinlerde yer alan gizli bilgilerin karsiligi olarak kullanirlar. Bu özellik “Misir’in Ölüler kitabındaki bilgilerle daha net bir sekilde karsimiza çikar. Not 27

Takdis : Takdis-Kutsama töreni ile verilir. Dikkat edilirse, iki tane günes ve ay var… Bir sifti yukarda, Gök’te, diger çift Yer’ e inmis, insanlarin arasinda ve bas tarafta… Kur’ an’da “iki dogunun, iki batinin Allah’ı” seklinde bir ifade geçer ki, buradaki hem Gök’te, hem Yer’de Gün-ay olmasini hatirlatir. Bug’a Yetki verilmesi Kün’deki Uç Hassa ile mümkün. Bu da Gök’teki Kün’ün basindaki Benekli üs halka ile gösterilmis. Ayrica Üs Hayvan’la baglanti kuruyor.. Bunu da Iki Kol, Bir Bacak ile yapiyor… Gene Uç! “Us” kelimesi en yüksek yeri gösterdigi gibi, ayni zamanda 3 sayisini da belirtir. Gökteki Kün’ün (güneg) yanindaki Ayten-Tenrisi (Ay) ise Eki (iki) niteligi tasimaktadir. Not 32

Yılan kadın (şahmeran)-LİLİTH: Tollan’da oturdugu daga “yilan kadin” denildi. Bu kadin Dörtyüz Utznaua’nin ve büyük kiz kardesleri “yüzüne ziller boyanmis olan” anlaminda tanimlanan Coyolxa-uhqui’nin anneleriydi. Not 37

Teknoloji Ixuhcoatl: Sözcük anlami “ates yilani” seklinde tanimlandi. Mitolojide “günes isisini” savurarak Coyolxauhqui öldürür. Tıpkı bugün laser silahlarandan oldugu gibi bir gerçegi dile getirirler. Muhtemelen Laser ışını saçan bir silahtan da söz edilir. Zaten bulunan bazi belgelerde özellikle Inkalarda lazer tipi silahlarin oldugu tapinak duvarlarina resmedilmiştir. Not 39

Inkalar: “inka” sözcügü “Günesin çocugu anlamindaki “Intip Churin” olarak tanimlanmaktadir. Ancak bazi kaynaklarda bunun anlami “bey” olarak ele alinmistir. Yani “Inka” sözcügü, kralin kendisini tanimlar. Not 41

4 eşlilik sonu : Arastirmalarda Tenochtitlan’da büyük piramidin açilis töreninde dag köylerinde yasayan yirmibin “Mikstek” li kurban edilmistir. Genellikle erkekler kurban edilirdi. Kurban edilecek erkek kurban edilmeden önce dört kadinla evlendirilirdi. (Islam dininde bir erkegin dört kadinla evlenme gelenegine uyan bir örtüsme seklinde düsünülmeli mi?. not 54

Gençlere Sunulan imkanlar : Maceualli: (Sözcügün çogul kargihgi da Maceualtin seklinde yazilir.) Aztek Imparatorlugunun parçasi olan yerli kabileler içindeki sade vatandaslara verilen bir ad. Sade var olusturduklar guruplara da “calpulh” adi verilirdi.
Bunlar angarya islerden kaçmaz askerlik yaptikları gibi vergilerini de öderlerdi.
Tapinaklar, yollar ve kanallarin bakimlarini üstlenirlerdi. Maceualtinler gençleri 20-25 yas olan evlenme çagina geldiklerinde krallik tarafindan kendilerine bag, bahçe yapmak üzere toprak verilirdi. (Bu sistem bir zamanlar sosyalist sistemle yönetilen Romanya’d da uygulanirdi.
Evlilik çagina gelmis olan gençlere isletmeleri için devlet tarafindan toprak verilirdi.) not 56

Not: Bu kitapta iki farklı zamanda, farklı kıtalarda ve farklı kültürlerde(benzer motiflere sahip desenlerle bağ kurarak) yaşamış iki uygarlık arasında ilişki kurmak ve bir sonraki millete maledecek milliyetçilikle duyguları haksız bir gurur ile sergilemek pek hoş bir durum değil.
Unutmayın; kavmiyet bir grup topluluğun dil, din, ticaret ve siyasi oyunlarla bir hedefe ulaşmak için algı üzerine yaşamasıdır.

zincirler, tabular kırılmadan hiçbir şekilde ilerleme sağlanamaz. Çünkü; milliyetçilik adı altında önceki tabulara kumaş biçerek kavramsal açılımlarla açmaya çalışmak mevcut zincirin halkası olmaktır yani kısır döngü.

kitaplar : Maya, Astek, inka dilleri ve Maya dili Türkçe Arasındaki Dil & Kültür benzerliği
ALEİSTER CROWLEY
Yasa kitabi ve yalanlar kitabi

77 Laylah'in (LAILAH) sayisidir ve bu bölüm tamamen ona adanmistir.
analizidir.
Basligin ilk kismi, mistik bir sayi olarak ele alinan 77'nin bir 7, yedili; 11, büyülü sayr; 77, tecelli, dolayisiyla yedilinin tecellisi.

Maddeden geçisi, çünkü 77 ibranice Ayin Zayin (OZ) olarak yazilir ve maddenin sembolü Teke, Oglak, Tarot'ta Seytan; Sabbat Keçisinin sunaktaki resmidir ve ona erkek ve dişili seytan yapar.

Laylah'nin kendisi de "Seytan" dan yoksun degil ama âdeti oldugundan sık sık beyan ettigi üzere "benim gibi bir seytansan, seytan olmak güzel."

Metnin yoruma ihtiyaci yok ama başlıktan çok daha kisa oldugu dikkat çekecektir.
Tarot'ta Seytan Fallus, Kurtaricidir ve Laylah, Frater P. için kefareti sembolize eder. 77 sayisi da başlıkta yorumlandigi üzere arindiran kuvvettir.

Başlığın ve metnin uzunluklarinin orani bölümün gerçek anlamini açan anahtardir, yani Kefaret karmasik göründügü kadar basittir, hakikatin isimleri (ya da perdeleri) muglak ve (kesret)çoktur, Hakikatin kendisi yalin ve tektir; ama hakikate kefaretle ulaşilmalidir.

Dolayisiyla bu bölüm, eger gerekliyse, Yalanlar Kitabi nin kendisi için bir özür babinda.

Bu birkaç basit kelime kitabin gerekliligini açikhyor ve mütevazi ama özgüven dolu bir sekilde yas tutan insanlarin dünyasi için bir kefaret vasitasi sunuyor.

Kitap : aleister crowley yasa kitabi ve yalanlar kitabi